Öne Çıkanlar Ramo Neco kim eğitim öğretim yılı Malik Yılmaz Kimdir video izle Kaan Sinan tohumcu kimdir değişikliği

İlahiyatçı yazar Ahmet Işıklar, artan elektronik kullanımının insanlık için kıyameti getireceğini, bunun adının da e-kıyamet olduğunu ifade etti.

Daha önce Cumhurbaşkanı'na sunduğu dünya için yeni bir siyasi yapılanma öngören "Birleşmiş Devletler Teşkilatı" projesini gündeme getiren; İslam Dünyası'nın toparlanması için de yazdığı kitaplarla "Velayet ve İmamet"  felsefesini teklif eden düşünür-yazar Ahmet IŞIKLAR, şimdi de yeryüzü insanlığının sonunu getireceği öngörüsüyle "e-Kıyamet" fikrini gündeme taşıdı.

Elektronik dünyasının insanlığı yok oluşa sürüklediği tezinin işlendiği "e-Kıyamet" konferansı şimdiden çok konuşulacağa benziyor.

Mersin’de kültürel faaliyetler ve sosyal yardımlar yapan, Anadolu Platformu bünyesindeki Akdeniz Eğitim Sağlık Yardımlaşma Derneği’nde yaptığı konuşmada kıyameti üç sınıfa ayıran Işıklar, bunlardan orta kıyamet olarak adlandırılacak e-kıyametin yolda olduğunu belirtti.

İblis’in insanlığı saptırması ve elektronik teknoloji arasında bağlantı olduğunu iddia eden Işıklar, içimizdeki elektronik çağın, Allah’a isyan eden İblis kıssası ile yani insanlığın ilk zamanı ile bağlantısı olduğunu ileri sürdü.

AHMET IŞIKLAR'IN KONUŞMASININ TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

İşte Işıklar’ın konuşmasından bazı kesitler:

E-kıyamet, elektronik kıyamet, yani dijital kıyamet.

Kıyamet, bütün dinlerce bilinen, kâinatın sonunu anlatan bir kavramdır. Herhangi birine sorsak kıyamet nedir diye, verilecek cevap kâinatın yok olması derler. Hâlbuki kıyametin farklı bir anlamı var. Kıyamet yok olmak değil, ayağa kalkmak demektir. Bildiğimiz ayağa kalkmaktır.

Bir de Nasreddin Hoca’nın kıyamet anlayışı var. Hocaya sormuşlar “kıyamet nedir?” diye o da “ölümün kıyamettir” demiş. Doğru mu doğru. Nasreddin Hoca’nın her sözü doğrudur. Mübarek büyük filozoftur. Entelektüel bir filozof değildir ama tam bir halk filozofudur.

Aristo da bir filozoftur ama Aristo’yu sadece aristokratlar anlar ancak Nasreddin Hoca’yı herkes anlar.

3 ÇEŞİT KIYAMET VARDIR

Kıyameti üçe ayırabiliriz.

1-Kıyamet-i Kübra

2-Kıyamet-i Vusta

3-Kıyamet-i Sûra

Kıyamet-i kübra (Büyük Kıyamet), kâinatın yok olması, yıldızların yere düşmesi, denizlerin kaynaması diye bildiğimiz klasik anlamdaki kıyamettir.

Kıyamet-i sûra ise (Küçük Kıyamet), Nasreddin Hoca’nın ifade ettiği, kişinin ölümü onun kıyametidir.

Kıyamet- vusta da (Orta Kıyamet), e-kıyamettir.

E KIYAMET NE DEMEK?

Düşüncelerimizde bizim referansımız her zaman Kur’an-ı Kerim olmuştur. Kuran-ı Kerim’deki anlatılardan yola çıkarak oluşturduğumuz bir ön görüdür. İllaki bu böyledir gibi bir iddiamız söz konusu değil. Neticede sübjektif bir konudur bu.

Araf Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 7. Suresidir. 10. Ayetinden itibaren:

Sizi yeryüzüne yerleştirdik ve yeryüzünde sizlere bir geçim kıldık. Ne kadar da az şükrediyorsunuz. Biz sizi şüphesiz ki yarattık. Sonra size şekil verdik. Meleklere “Âdem’e secde edin” dedik. Melekler secde ettiler. İblis etmedi, o secde edenlerden olmadı. “Seni engelleyen nedir, secde etmekten?” İblis “ben ondan daha hayırlıyım” dedi. “Beni ateşten onu ise topraktan yaratıyor.”

Bir kıyas yapıyor. Ateşin yükselen bir varlık, toprağın da çöken bir varlık olduğunu, kıyaslama yaparak kendisinin Âdem’den üstün olduğunu iddia ediyor. Allah’la haşa polemiğe giriyor.

Allah bunun üstüne ona “def ol git” diyor. Orada kibirlenmek senin haddin değildir. Ben Kibriya varken burada başka birinin kibir göstermesi ne haddine ki def ol git. “Çık, artık sen küçülenlerden oldun.”

Büyüklenmenin aslında küçültücü olduğunun çok güzel bir ifadesidir.

İBLİS HALEN POLEMİĞİNİ SÜRDÜRÜYOR

İblis polemiğini sürdürerek dirilme gününe kadar süre istiyor.

Allah da mühleti veriyor. İblis, Âdem karşısında küçültülmüş olması karşılığında “Onlar için senin doğru yolunun önüne oturacağım.” diyor.

“Onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından yaklaşacağım. Onların çoğunu şükredişi bulamayacaksın.”

“Çık oradan. Onlardan her kim sana tabii olursa cehennemle dolduracağım.”

ARAPLAR VİRÜSE SEMUM DERLER

Burada ayeti kesiyorum. Konumuz Âdem kıssası değil. Konuyu bir yere bağlayacağım. Buradan e-kıyamete geleceğiz.

İblis’in cinden olduğunu gördük. Peki, cin neden yaratılmıştır? Yine Kur’an-ı Kerim’deki ayetlere göre cinden yaratılmıştır. Kur’an “Biz onu bir nar-un semumdan yarattık” diyor. Nar, ateş demektir.

Semum ise Arapça hem zehir anlamına geliyor hem de sinsice bir yere sızan şey demektir. O yüzden Araplar bu virüslere de semum derler.

Aynı zamanda semum, bir şeyin içerisine nüfuz eden şey anlamına geliyor. Örneğin x ışınları, insanın içerisine nüfuz ediyor. Normal güneş ışığı, elektrik ışığı iç organlarına nüfuz etmiyor. Cildin, derinin altındakini göremiyoruz. Ama fizik ötesi ışınlarla iç organlarda, kanda ne olup bittiğini görebiliyoruz. Bunları bir takım ışınlar aracılığıyla görülüyor. İşte semum bu demektir. Bir şeyin içerisine nüfus eden şey.

Bir başka ayet Rahman Suresi’nde “Cini de biz yarattık. Dumansız ateşten yarattık cini”

Ateş deyince aklımıza duman gelir. Hatta derler ya “ateş olmayan yerden duman çıkmaz”

İBLİS’İN İNSANLIĞI SAPTIRMASI VE ELEKTRONİK TEKNOLOJİ ARASINDAKİ BAĞLANTI

Görünse veya görünmese de ateşin dumanı vardır. Peki, dumansız ateş nedir? Dumansız ateş kavramını eskiden ışık olarak yorumlardım. Melek nur; şeytan, yani cin nar. Nur ve nar. Aynı kökten geliyor. Biri ateş, öbürüyse ateşimsi. Ya da nüfuz eden, delici bir ateş. İşte cinlerin de ışınsal varlıklar olduğunu düşünürdüm.

Zamanla bu ayeti okurken, İblis’in insanı kuşatma ve yok etme ahdi ile son yıllarda gelişen elektronik teknolojisini kafamda canlandırdım. Bu elektronik teknolojisi insanın içine sızdıkça, insanı ne kadar tahrip ettiğini gördükçe kendi kendime “bu İblis’in soyu bu olmasın.” dedim.

Bakın sızan bir şey, nüfuz ediyor, sızıntı. İnsanın bizzat ruhuna sızıyor. Eskiden cep telefonu derlerdi, şimdi el telefonu oldu. İnsanlar elinden indirmiyor. Şu telefonun insanların ruhuna ne kadar hâkim olduğunu görüyoruz.

Bu ne anlama geliyor? Ruhumuzu kuşatmış, bunsuz (cep telefonunu gösteriyor) yapamıyoruz. Bizi esir almış, ruhsuz etmiş, semum. Nasıl zehirliyor bizi? Ruhumuzu, duygularımızı, insan ilişkilerimizi, sosyalliğimizi zehirliyor psikolojimizi alt üst ediyor. Yani insani olan ne varsa aşındırıyor değil mi? Her geçen gün bizi esir alır hale gelmiş.

SEMUMA RASYASYON DA DİYEBİLİRİZ

Elektronik bir ışındır biliyorsunuz. Radyasyon da bir tür virüstür. Bu semum kelimesine radyasyon da diyebiliriz. Ben elektronik âleminin cinler âlemi olduğunu düşünüyorum arkadaşlar. Allah-u âlem.

Birey anlamda bedenimize zarar veriyor. Uzmanlar ne diyor? Mümkünse uzak durun, hatta yatarken yanınıza koymayın. 8 milyarlık dünya nüfusunun yarısı doğrudan internetin, yani cinler âleminin tasallutu altında. Geri kalanı da bundan azade anlamına gelmiyor. Dünyada belki 1 milyar insanı bunun haricinde tutabiliriz.

Artık belediye otobüsleri, suyun getirilişi elektronik sistemle yapılıyor. Ekmek bile elektronik sistemle yapılıyor. Her şey elektronik.

Bu elektronik sistemin bir veya birbiriyle entegre halinde olan birkaç merkez tarafından kontrol ediliyor. Tek bir şalterle dünyadaki tüm elektronik sistem durdurulabilir.

YAHUDİLİK İNSANLIĞI ELE GEÇİRMENİN YOLLARINI ARIYOR

İblis’in çocukları olan cinler, Âdem’in çocuklarını konvansiyonel, manuel yöntemlerle saptırdılar. Aralarına fitne, savaş soktu, hırsızlık yaptı, vs.

Şeytani işler oldum olası var. Bir şekilde insanı kandırıyor. Ama bütün bir insanlığı bir türlü yok edemiyor. Hâlbuki ahd etti. “Her yolu deneyeceğim” dedi. Uğraştı uğraştı, bitmiyor ki mübarek. Bir anda hepsini yok etmenin yollarını denedi İblis. Sonun insanın içine nüfuz ederek, insanı içinden yok etmenin yolunu aradı.

Bir ülkeyi yok etmek için içerden bir iş birlikçi bulursanız daha rahat nüfuz edersiniz. Peki, insanlar içerisinde bu ajanlar kimdir? Kur’an’ın anlattığına göre Yahudiler, kendilerinin yeryüzünün efendileri sayarlar. Kral tacı Yahudi sembolüdür. İnsanlığın kralları olarak görürler. Veyahut da aslan kafası mesela, aslan Yahudi sembolüdür. Niye? Aslan güçlüdür.

Yahudilik de kendilerini en etkin ve tek etkin kılma ideolojisidir. Yahudiler bütün insanlığı ele geçirmenin yollarını arıyor. Dünyadaki her 320 kişiden 1 tanesi Yahudi. Yahudiler, nüfuslarıyla egemen olamayacaklarına göre, onlar da nüfuzlarıyla egemen olacaklarını gayet iyi biliyorlar. Bir akıllı, bin akılsıza hükmedebilir.

Onlar da bu mantıktan hareketle her türlü yolu denemişler, gücü, ekonomiyi, medyayı ele geçirmekle akıl gücüyle insanları ele geçirme çabası oldum olası var. Yine de büyük ölçü de sağlasalar da istedikleri kontrolü sağlayamıyorlar. Akıl gücünü kullanmak yetmemiş, metafizik âlemle ilişki kurarak güç elde etmek, cinlerden bilgi çalmak gibi Kabalacılık gelenekleri vardır.

KABALACILIĞIN DA ETKİSİYLE CİNLERLE ANLAŞMA

O zaman insanüstü güçleri de devreye sokup insanlara topyekûn egemen olmak. Netice itibariyle cin soyu, insan soyunun kendini en üst soyu olarak gören Yahudi’den farklı özellikleriyle sebebiyle daha üstün olduğundan dolayı, cinler bu insanları topyekûn yok etmenin yolunu “buldum” diyor.

İçlerinden Yahudileri kullanıp ajan istihdam ederek, Yahudiler üzerinden insanlara nüfuz edeceğiz. Böylece onlara egemen olacağız.

Cinlerle Yahudiler anlaşma yaptılar. Anlaşmanın güçlü tarafı ecinni taifesi. Cinler, görünmemelerinden dolayı, “bizim aracılığımızla dünyaya hâkim olursunuz.” dedi. Yahudiler de kendileri aracılığıyla insanlığı yok edecek bir anlaşmaya imza attılar. Dünyadaki elektronik sektörü kimin elinde arkadaşlar? Yahudilerin elinde. O düğme, o şalter Yahudilerin elinde.

Bill Gates’inden tut google’ına, microsoft’una kadar hepsi Yahudilerin elinde. Neden? Çünkü cinler kendilerini Yahudilere verdiler. Yani kendi güçlerinden bir kısmını, elektronik gücü onlara verdiler. Onlar uygun teknikleri kullanarak elektronik teknolojisi adı altında insanoğlunun her şeyini elektroniğe bağladılar.

ÖNÜMÜZDEKİ 20 YIL İÇİNDE TÜM İNSANLAR ELEKTRONİĞE BAĞIMLI OLACAK, E-KIYAMET GELECEK

Şu an modern dünyanın kabaca yüzde 80’i elektroniğe bağlı. Tahmin ediyorum ki önümüzdeki 20 yıl içerisinde yüzde 100 bağımlı hale geleceğiz. Öyle ki elektronik olmadan adım atamayacağız. Elektronik sistem olmadan aç kalırsın. Fırından ekmek çıkmaz, musluktan su akmaz.

Bir gün bile telefonsuz kalamayacak kadar bağımlı olanların kabaca yarısı intihar edecektir. Geriye kalan da evdekiyle, yağmurdan yağanıyla idare edecek. Evdeki çakmakların taşı da bittikten sonra ateş yakamayacaksın. Kızıl deriliysen, aborijinsen yakarsın, zaten yakıyorlar ama şehirli yakamayacak. İnsan birbirini yiyecek. Elektrik yok, elektronik yok, cinler kuşattıktan sonra kendilerini çektiler.

Bir iki ay içerisinde yeryüzünde insan kalmayacak. Yahudiler de dâhil. Yahudiler kendilerine uzayda falan koloni ayarladılarsa da mümkün değil, onları da yaşatmazlar. Bu, yeryüzü insanlığının kıyametidir.

Şimdi büyük kıyamet neydi? Dünyanın, gezegenlerin, kâinatın yok olması. Küçük kıyamet, bir insanın yok olması. Orta kıyamet (kıyamet-i vusta), e-kıyamet ise şu an yeryüzünde yaşayan insan soyunun yok olmasıdır. İşte, insan soyunu yok edecek olan budur.

Böylece İblis “Ey Âdem, ben sana bu dünyayı yar etmem” demişti ya işte şu an o projesini yürütüyor ve hepimiz de istesek de istemesek de şu an İblis’in esiri olmuşuz. İblis aramıza nar-un semun biçiminde sızmış, nüfuz etmiş, bir şekilde bize hâkim olmuş.

DÜNYADA SADECE İLKEL DEDİĞİMİZ ESAS İNSANLAR KALACAK

Şimdi bir ayrıntıyla daha tamamlayacağım arkadaşlar. İyi de yeryüzünde insan kalmayacak mı? Kalacak. Bizden sonra cinlerin hegemonyasına girmeyen az sayıdaki insan bu kıyametten etkilenmeyecekler, yaşamlarına devam edecekler.

Sonra onlar insan kuşağının geçmişte kaybolduğunu duyacaklar. Zamanla onlar da gelişerek belki on bin yıl sonra onlar da yeni medeniyetler oluşturacaklar. Onların kıyameti nasıl olur? Onların içinde de bir Ahmet çıkar zahar. Onu da o düşünsün.

Ben bizim kuşağın kıyametinin böyle olacağına inanıyorum. Kaçınılmaz gibi gözüküyor. Tam da kıyamet senaryosu. Bu kıyamettir arkadaşlar. Bütün insanlık öldükten sonra uzaydaki yıldızların ölümünden bana ne. Hocanın dediği gibi “senin ölümün senin kıyametin.” Venüs gezegeninin kıyameti beni ne ilgilendiriyor!

TEK BİR ÖNLEMİ VAR: ELEKTRONİK TEKNOLOJİYİ BIRAKMAK

Önlem ne? Çok radikal bir önlem ama zor. Bunu kimseye anlatamazsın. Siz bile Ahmet hoca üfürüyor diyorsunuzdur. Siz bile inanmadınız biliyorum kim inanacak?

Bunun çözümü arkadaşlar elektronik teknolojisini bırakmak. Birleşmiş Milletler olaya el atmalı ama Birleşmiş Milletler de bu deyyusların elinde. En iyisi kıyamet kopsun da memlekete insanlar gelsin. Aborijinler gelsin, gerçek insanlar gelsin. Yapay insanlar gitsin. Lanetli insanlar, yani biz yeryüzünü terk etsinler. Çok azı şükreden insanlar, kâfir insanlar, nankör insanlar gitsin de yeryüzüne yeni temiz nesil gelsin.

PAPALAGİ (GÖĞÜ DELEN ADAM)

Yıllar önce bir kitap okumuştum. Papalagi diye. Göğü Delen Adam diye. Bir ilkel toplumla bir Alman arasında geçen bir diyalogu anlatıyor. Papalagi, o ilkel kavim dilinde göğü delen adam demekmiş.

Alman, o ilkel adamı Almanya’ya davet ediyor. İlkel adam yüksek gökdelenleri görünce onlara papalagi diyor. Kendi dilinde apartmanı göğü delen bir nesne gibi tanımlıyor. Modern adama da göğü delen adam anlamında papalagi diyor. Göğü delen adam gider, o adam gelir.

Şimdi o beyaz adama “mutant” diyor. Mutantı fıtratı değişmiş, insanlıktan çıkmış gibi görüyor. Biz de onlara “bunlar insan mı, yabani ilkel yaratıklar diyoruz?” Hâlbuki insan o, biz de insanlıktan çıkmışız. O da bize insanlıktan çıkmış anlamında zaten mutant (mutasyona uğramış) diyor.

Sapmış olan modern insandır. Mutantlar, bozulmuş olanlar, nar-ı semuma maruz kalanlar, ecinni dünyasının istilasına maruz kalanlar zamanla yok olacak.

Allah razı olsun.

AHMET IŞIKLAR'IN KONUŞMASININ TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Tercumangazetesi.net-Özel Haber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

google.com, pub-8738498804284661, DIRECT, f08c47fec0942fa0